“Denge”, dört sağlam toptan ayağıyla yalnızca bir sehpa değil; yerle gök, modernle kadim, işlevle sanat arasında kurulan bir köprüdür.
Tasarımındaki yuvarlak ayaklar, evrene atılan nazik bir selam gibidir; sonsuzluğu, devamlılığı ve zarafeti simgeler. Oysa üst kısmındaki net kare form, kök salmış bir zihniyetin; güvenli, net ve kararlı duruşunun bir yansımasıdır.
Bu sehpa, antik heykellerdeki topuk detayıyla, Bauhaus döneminin geometrik sadeliğini buluşturur. Figüratif detaylar, sadece bir form değil; dokunulmak isteyen bir hissi, anlatılmak istenen bir öyküyü taşır.
Her parça, el işçiliğinin doğallığını; her kıvrım, çağdaş estetiğin disiplinini taşır. Sehpa, bir iç mekâna girdiğinde sadece "yer" tutma, bir merkez olur. Buluşmaların, sessizliklerin, kahve fincanlarının, kitapların ve bakışların buluştuğu o denge noktasını temsil eder.